“MİKRO DEPREMLER ANA ZORLANMANIN İŞARETİDİR”
“MİKRO DEPREMLER ANA ZORLANMANIN İŞARETİDİR”
Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara Denizi'ndeki mikro depremlerin ikincil faylardaki deformasyonlar olduğunu belirterek, ana kilit kırılana kadar bu tür sarsıntıların süreceğini ifade etti.
Marmara Denizi’nde son bir aydır özellikle Doğu Marmara bölgesinde gözlenen sismik hareketlilik, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM) Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, mikro deprem fırtınasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarsıntıların Marmara Denizi içindeki çoklu fay sisteminin çevresinde yer alan ikincil faylarda meydana geldiğini belirten Yaltırak, 2015 yılından bu yana sismik haritalarda benzer küçük deprem kümelerinin oluştuğunu ve bir süre sonra sönümlendiğini vurguladı.
Sarsıntıların mekanizmasını detaylandıran Prof. Dr. Cenk Yaltırak, "Bunlar 1 ile 3 büyüklüğü arasında, oldukça küçük depremlerdir; bir ada halinde meydana gelir ve bulundukları yerde sönümlenirler. Adalar Fayı'nın hemen üzerinde yer alan Tuzla Heyelanı bölgesi, Yalova açıkları, Doğu Marmara Sırtı ve Kumburgaz Fayı'nın batı kısmı bu tür sarsıntıların görüldüğü yerlerdir. Bu depremleri fay haritası üzerine yerleştirdiğimizde, ana fay sistemine açılı duran çok küçük fayların çevresindeki deformasyonlar olduklarını görüyoruz. Bunu şöyle bir benzetmeyle açıklayabiliriz: Üzerinde büyük bir yük olan ve zorlanan bir kapı düşünün; kapı açılana veya kilit kırılana kadar menteşelerinden ve kilidinden sürekli sesler gelir. Bu tür depremler de o ana kilit kırılana kadar devam edecektir." şeklinde konuştu.
"Tali faylar hareketli, ana fay suskun kalır"
Geçmiş sismik kayıtların önemine de dikkati çeken Prof. Dr. Yaltırak, "AFAD'ın deprem kataloglarına bakıldığında, 1999 depreminden önceki 30 yıla gidildiğinde görülecektir ki İzmit Fayı'nın üzerinde neredeyse hiç deprem olmazken çevresindeki kuzey ve güney bölgelerde çok sayıda deprem meydana gelmiştir. Yani ana fay genellikle suskun kalırken çevresindeki tali faylarda hareketlilik olur. Mevcut durum da benzer bir faaliyettir. Risk analizini, bu faaliyetlerin bugün ya da yarın olmasından ziyade, ana fay kollarında biriken enerjiye göre yapmak gerekir. Fayların tek başına, ikili veya üçlü kırıldığında oluşturabilecekleri maksimum deprem büyüklüğüne karşı bir risk haritası oluşturulmalıdır." dedi.
"45-50 bin kilometrelik sismik veri setine sahibiz"
Klasik yaklaşımlardan farklı olarak Marmara'da çoklu fay sistemi olduğu kanaatini taşıdıklarını belirten Yaltırak, "Son iş birlikleriyle yaklaşık 45-50 bin kilometreye ulaşan çok zengin bir sismik veri setimiz var. Biz bu mikro deprem aktivitelerini haritalandırdık ve yakında MATAM'ın sayfasında yayınlayacağız. Orada göreceksiniz ki fay olan her yerde deprem olmaktadır. Bu hareketlerin bir süre sonra sönümlendiğini göreceğiz. Fakat şayet bu tür aktivitelerin sayısı ve büyüklüğü artan bir trende girerse ve bu durum kilitli olduğunu düşündüğümüz kritik bir noktada gerçekleşirse, o zaman durumu farklı şekilde değerlendirmemiz gerekir. MATAM olarak ivmeölçerlerimizle 3 büyüklüğünün üzerindeki depremlerin kayıtlarını tutuyor, oluşturdukları ivmeye bakıyoruz. Bu veriler olmadan sağlıklı bir risk haritası hazırlanamaz." diye konuştu.
Yalova HABERİ