"YÜRÜYEN" MİRASI ANITKABİR’DE KÖK SALDI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930 yılında "Bir dalı bile kesilmeyecek" diyerek raylar üzerinde yürüttüğü köşkün yanındaki tarihi çınar ağacı, bilimsel yöntemlerle geleceğe taşındı. Yalova Şehit Osman Altınkuyu Anadolu Lisesi öğrencileri, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri kapsamında hazırladıkları "Geçmişten Geleceğe Uzanan Bir Değer: Yürüyen Köşk'teki Anıt Çınar" projesiyle tarihi bir başarıya imza attı. Gençler, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü (ABKAE) iş birliğiyle asırlık ağaçtan aldıkları örnekleri laboratuvar ortamında klonlayarak genetik ikizini üretmeyi başardı.

Doku kültürü tekniği kullanılarak elde edilen genç çınar fidesi, Yalova’dan Ankara’ya dualarla ve büyük bir gururla taşındı. Anıtkabir yerleşkesinde gerçekleştirilen törende, Atatürk’ün doğa sevgisinin canlı şahidi olan bu özel fide toprakla buluşturuldu. Törene okul idarecileri ve projeyi yürüten öğrencilerin yanı sıra, bilimsel süreçte destek veren enstitü araştırmacıları Dr. Barış Albayrak ve Fatih Gökhan Erbaş da katıldı. Yalova’nın bu tarihi emaneti, Anıtkabir’in manevi ikliminde kök salarak Başkent’teki yerini aldı.

Anlamlı proje, devletin zirvesinde de büyük yankı uyandırdı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı özel açıklamayla Yalovalı gençleri tebrik etti. Bakanlık paylaşımında, "Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğaya verdiği değeri yaşatan çınar fidesi, gençlerin ellerinde Anıtkabir’de yeniden hayat bularak geçmişin emaneti geleceğe taşındı" ifadelerine yer vererek, projenin sembolik ve kültürel değerine dikkat çekti.

Yürüyen Köşk’ün simgesi olan anıt ağacın klonlanması, sadece bilimsel bir başarı değil, aynı zamanda Atatürk’ün çevreci kimliğinin yeni nesillere aktarılması adına atılmış en somut adımlardan biri olarak değerlendirildi. Proje sayesinde, yaklaşık bir asır önce dünyaya verilen çevrecilik dersi, 2026 yılında Türk gençlerinin bilimsel vizyonuyla yeniden hayat bulmuş oldu. Yalova’nın tarih mirasının Anıtkabir’de yaşatılması, kent halkı ve eğitim camiası arasında da büyük bir sevinçle karşılandı.